Category filter:AllDoğuma HazırlıkFizik TedaviGenel
No more posts
bel-fitigi.jpg

16 Haziran 2022 Fizik Tedavi

Bel fıtığı nedir? (Lomber disk hernisi)

 

Fıtık Nedir?

Omurlarımız arasında absorbsiyon (yastık) görevi gören disklerimiz (intervertebral disk) bulunur. Bu disklerimiz iki farklı yapıdan oluşmaktadır.

Bu yapılar;

  • Annulus pulposus
  • Nükleus pulposus

 

Annulus pulposus, nükleus pulposusa göre daha sert bir yapıdadır ve nükleus pulposusun çevresini sararak dışarı çıkmasını engeller. Annulus pulposusun çeşitli sebeplerle yıpranmasından dolayı daha akışkan yapıda olan nükleus pulposusun dışarı doğru tamamen veya bir kısmının akmasına fıtık (disk herniasyonu) diyoruz.

En çok fıtığın oluştuğu bölgemiz bel bölgesidir. Bel fıtığı; bel ağrısı ve bacak ağrısına neden olan en yaygın bel rahatsızlıklarından biridir.

 

Neler Sebep Olabilir?

  • Yaşlılık sonucu yapıların kendini onaramaması ve zayıflaması
  • Travma
  • Yanlış hareketler
  • Sedanter yaşam (hareketsiz yaşam)
  • Yanlış egzersizler
  • Yanlış ağırlık kaldırma
  • Obezite

 

Belirtileri Nelerdir?

  • Hareket halindeyken ağrı
  • Hareket halindeyken zorlanma
  • Belde ağrı
  • Bacaklarda ağrı
  • Çabuk yorulma
  • Oturup kalkarken zorlanma
  • Bacaklarda ve ayaklarda uyuşma ve karıncalanma
  • Kas güçsüzlüğü
  • İktidarsızlık
  • İdrar tutamama

 

Nasıl Anlaşılır?

  • Çeşitli testler (fikir edinmek amaçlı)
  • Röntgen
  • MRI
  • BT Taraması

 

Fıtıklaşmış Disk Çeşitleri

  1. Bulging (1. Derece Fıtık)

Annulus pulposusun çok hafif bombeleşmesine denir ve başlangıç düzey fıtıktır

 

Bel Fıtığı 1

 

  1. Protrüzyon (2. Derece Fıtık)

Herhangi bir bağda veya sinirde zedelenme olmaz fakat nükleus pulposus, annulus pulposusa biraz baskı yapar.

 

Bel Fıtığı 2

 

  1. Ekstüzyon (3. Derece Fıtık)

Annulus pulposus’ta tam bir açılma meydana gelmiştir ve nükleus pulposus dışarı doğru yer değiştirmiştir. Ancak bazı bağlarda zedelenme olmamıştır.

 

Bel Fıtığı 3

 

  1. Sekestrasyon (4. Derece Fıtık)

Nükleus pulposus, annulus pulposustan tamamen ayrılır bağlarda zedelenme, sinirlerde baskı gerçekleşir. Nükleus pulposusun bir kısmı epidural boşluğa baskı yapmıştır.

 

Bel Fıtığı 4

 

 

WhatsApp icon

WhatsApp iletişim için tıklayınız.

 


parietal-osteopat.jpg

26 Mayıs 2022 Fizik Tedavi

Parietal Osteopati

 

Parietal osteopati; vücuttaki eklemler, kemikler, kaslar, bağlar ve tüm fasya grubunun tedavisini kapsayan yani kısaca kas iskelet sisteminin tedavisinde kullanılan yöntemdir. Parietal osteopati, kilitlenmiş veya kısıtlanmış eklemlerin, işlevini yerine getiremeyen kasların ve kayganlığını yitirmiş olan fasyaların yeniden eski sağlıklı hallerine dönmesini sağlar. Parietal osteopatinin amacı sadece ağrıyı ortadan kaldırmak değil aynı zamanda rahatsızlığı ortaya çıkaran nedenleri de tedavi etmektir.

 

Amaç

  • Ağrıyı azaltmak
  • Omurga rahatsızlıklarını tedavi etmek
  • Duruş bozukluğunu gidermek
  • Kas gerginliğini azaltmak
  • Eklem hareket açıklığını arttırmak
  • Ödemi azaltmak
  • Eklem kısıtlılığını en aza indirmek
  • Günlük yaşam kalitesini arttırmak

 

Kimlere uygulanır?

  • Kifoz (kamburluk)
  • Bel düzleşmesi (Lomber lordozda azalma)
  • Doğuştan kalça çıkığı
  • Ayak bileği burkulmaları
  • Bel fıtığı
  • Boyun fıtığı
  • Donuk omuz sendromu
  • Median sinir sıkışması
  • Ulnar sinir sıkışması
  • Radial sinir sıkışması
  • Kubital tünel sendromu
  • Karpal tünel sendromu
  • Lateral epikondilit (tenisçi dirseği)
  • Medial epikondilit (golfçü dirseği)
  • Siyatalji

 

 

Uygulanışı

Osteopatınızın gerekli bulduğu sürece çeşitli hızlı-yavaş, sert-yumuşak ve hafif-ağır manuel (elle) tekniklerle uygulanabilen bir tedavi yöntemidir.

Diğer osteopati yöntemleriyle birlikte uygulanmasında fayda vardır. Çünkü bir osteopata göre vücut bir bütündür bu yüzden çok yönlü çalışılmalıdır.

Genellikle gelen hastadan iyi bir anamnez (hikaye) alındıktan sonra hastanın durumuna göre önceliği Parietal osteopatiye verebiliriz veya sonraya saklayabiliriz.

 

WhatsApp icon

WhatsApp iletişim için tıklayınız.

 


visseral-osteopati.jpg

26 Nisan 2022 Fizik Tedavi

Visseral Osteopati

 

Visseral bölge nereye denir?

Visseral bölge tam olarak iç organlar, iç organları tutan bağlar, fasyalar, damarlar, sinirler ve lenfatik sistemi içinde bulunduran bölgedir.

Visseral osteopati nedir?

Visseral osteopati ise visseral yani iç organların ciltte yansıma bölgelerinin gözlem ve manuel değerlendirme ile muayene edildikten sonra hastalığı tedavi etme yöntemine denir. Visseral osteopatinin özelliği sadece sorunlu ve ağrılı bölgeye odaklanmadan problemin kaynağını tespit edebilmek için vücudu ve tüm sistemleri bir bütün olarak değerlendirmektir.

Visseral osteopati

  • vücutta olan kas-iskelet sistemi, vasküler sistem, sinir sistemi, ürogenital sistem, solunum sistemi, sindirim sistemi, lenf dolaşım sistemi yetersizliklerinde fonksiyonel ve yapısal dengesizlikleri düzenler.
  • Organ, fasya, membran ve bağların hareket ve iletişim dinamiğini düzenler ve aynı zamanda tedavi eder.
  • İnsan vücudunun kendi farkındalığını arttırmayı sağlar.
  • Ağrıyı azaltır.
  • Fonksiyon bozukluğunu giderir.
  • Duruş bozukluğunu düzeltir.

Visseral osteopati hangi durumlarda uygulanır?

  • Kabızlık
  • Gastrit
  • Reflü
  • Diyabet (şeker hastalığı)
  • Karaciğer ve safrayolu rahatsızlıkları
  • Prostatit
  • İktidarsızlık
  • İç organların sarkması
  • Böbrek prolapsusu
  • Piyelonefrit
  • Glomerülonefrit
  • Sistit
  • Ürolitiyazis
  • Omurga hastalıkları

Visseral Osteopati 2

Visseral osteopati ile iç organlar ile eklem, kas, omurga yapısı ve fasyalar arasındaki bütünlüğün sağlanması amaçlanır. Bu bahsettiğimiz yapıların hepsini bir bütün olarak görür ve hepsini tedavi ederiz. Çünkü tek bir tanesinde bir sorun olduğu zaman diğer yapılarda da olumsuz etkilenim görülmektedir.

Visseral osteopati nasıl uygulanır?

İç organların hareketleri hafif ve ritmiktir. Bu ritmik hareketlerde en ufak kısıtlılık bile organlarımızda dolaşımın bozulmasına, fasyalarda yapışıklığa sebep olabilir.

Visseral osteopatide; herhangi bir ağrı olduğu zaman öncelikli amacımız bunun ilk olarak nereden tetiklendiğini bulmak ve öncelikle orayı tedavi etmektir. Sonrasında diğer sistem muayenelerini de yapıp o sistemleri de aynı şekilde tedavi ettikten sonra son bir osteopatik değerlendirmeyle tedaviyi sonlandırıyoruz.

Genellikle haftada 2-3 seans uygulanmaktadır.

 

Visseral osteopati tekrar eder mi?

Bütüncül ve nedene dayalı bir tedavi yöntemi olduğundan dolayı şikayetlerin ve rahatsızlıkların tekrar etmesi çok az rastlanmaktadır.

 

Visseral osteopatinin yan etkisi var mıdır?

Deneyimli ve eğitimli fizyoterapist ve osteopatlar tarafından uygulandığı müddetçe, ilaç veya iğne içermediğinden dolayı herhangi bir yan etkisi yoktur.

WhatsApp icon

WhatsApp iletişim için tıklayınız.

 


kraniyosakral-osteopati.png

11 Nisan 2022 Fizik Tedavi

Kraniyosakral Osteopati

Kraniyosakral tedavi yöntemi Amerikalı bir osteopat olan Dr. William Sutherland tarafından 1899 yılında osteopatinin yemek prensipleri kullanılarak geliştirilmiş bir tedavi yöntemidir.

Kraniyosakral tedavi, ismini kraniyal (kafa) ve sakrum(kuyruksokumu) kemiklerinden gelmektedir. Uygulanacak olan yöntem kafa kemiklerine yumuşak ve hafif elle dokunuşlarla ve mobilizasyonlarla yapılan bir yöntemdir.

Kraniyosakral terapi, kafatası(kraniyal), kuyruk sokumu(sakrum), merkezi sinir sistemi ve beyin omurilik sıvısı(BOS)‘ndan oluşur. Merkezi sinir sistemimiz, dışardan içeri doğru dura mater, araknoid mater, pia mater olmak üzere 3 zar tabakadan oluşur. Araknoid mater ile Pia mater arasında bulunan beyin omurilik sıvısı (BOS) sinir sisteminin atıklarının atılması ve beslenmesinde görevlidir ve hayati öneme sahiptir. Beyin hücreleri, dalgaları, beyin omurilik sıvısı, kan basıncı ve kan akım hızının ortaya çıkardığı salınımlar bu tedavide kullanılan kraniyal ritmi ortaya çıkarmaktadırlar. Kraniyosakral terapi de bu ritmi düzenlemeye yardımcı oluyor.

İnsan vücudunda 3 tane ritm bulunmaktadır. Kalp atışı, nefes alış veriş ve kraniyal ritm. İnsan vücudunun en temel ve en derin ritmi olarak kabul edilen kraniyal ritm nabız atışına benzer bir şekildedir. Doğumla birlikte ilk başlayan ritm ve ölürken son duran ritm bizim kraniyal ritmimizdir. Kraniyal ritm tüm vücudun ritmini kontrol eder. Bu tedaviyi kullanan osteopatlar kendi deneyimleri arttıkça bu kraniyal ritmi hissetmeye başlar. Yalnızca konsantre olması önemlidir.

Kraniyosakral tedavi yönteminde amaç:

  • Merkezi sinir sistemini yani beyin ve omuriliği saran fasyadaki yapışıklıkların ortadan kaldırılması
  • Beyin omurilik sıvısındaki akışın düzenlenmesi
  • Kas iskelet sistemi ve iç organlardaki rahatsızlıkların giderilmesi
  • Dolaşımın düzenlenmesi
  • Fiziksel ve duygusal travmaların vücutta yarattığı olumsuz etkilerin düzeltilmesi
  • Özellikle baş, boyun, sırt, bel ve leğen kemiğinde oluşmuş ağrı ve fonksiyon bozukluğunu düzeltmek

Kraniyosakral tedavi hangi rahatsızlıklarda kullanılabilir?

  • Uykusuzluk
  • Stres
  • Migren
  • Fibromiyalji
  • Vertigo
  • Nevralji
  • Bel ağrıları
  • Boyun ağrıları
  • Regl sancıları
  • Çene eklemi disfonksiyonları
  • Diş gıcırdatma
  • Siyatalji
  • Kronik sinüzit
  • Kaygı bozuklukları

Kraniyosakral tedaviyle, uygulanan bölgenin uzağındaki fasya, doku, organ ve hareket sistemindeki rahatsızlıkları da muayene ederek o noktaların gevşetilmesi yönünde ufak dokunuşlar yapılır ve bir iyileşme süreci başlatılır.

Kraniyosakral tedavi nasıl uygulanır?

Merkezi sinir sistemini saran fasyamızın üzerine hafif ve yumuşak dokunuşlarla uygulanan kraniyosakral tedavi kafa kemiklerindeki sutural eklemler üzerine ve sakroiliak eklem üzerine tedavisi görülür. Baskı her zaman az olmalı ve yumuşak olunmalıdır.

 

WhatsApp icon

WhatsApp iletişim için tıklayınız.

 


miyofasyal-gevsetme-nedir.jpg

4 Nisan 2022 Fizik Tedavi

Miyofasyal Gevşetme Nedir?

 

“Miyofasya” kelimesi, kas dokusunun “miyo-“ ile bir araya getirilmiş, ayrılamaz doğası ve beraberindeki konnektif doku ağı (fasya) ile oluşturulmuştur. Miyofasyal kas zincirleri tüm vücudu birbirine bağlayarak tüm boyutlarda hareket için sinerji, denge, stabilite ve mobilite sağlar.

Vücudumuzdaki bağ dokunun ağrısını ve gerginliğini azaltmaya yarayan bir tedavi yöntemidir. Vücudun hareketi esnasında gücünü ve performansını arttırmaya yarar. Ağrı hissedilen iltihaplı ya da sertleşmiş dokulara basınç uygulanarak uygulanan bir yöntemdir.

 

Miyofasyal ağrı sendromu nedir?

Fasyalarımızın sertlik ve yapışıklık gösterdiği yerlere tetik nokta deriz. Bir fasyada bu tetik noktalardan birden fazlasına veya tetik nokta ve yapışıklıklara sahip olduğunda buna miyofasyal ağrı sendromu denir. Miyofasyal gevşeme tedavisi de bu ağrılı bölgelerin gerginliğini alarak iyileştirmeye yarayan ve ağrının dalgalar halinde diğer bölgelere yayılmasını engelleyen bir tedavi yöntemi olarak geçmektedir.

 

Miyofasyal gevşetme tedavisinin özellikleri nelerdir?

Miyofasyal gevşetme tedavisi, fizyoterapist veya osteopatın sürekli ve hafif basınç şeklinde manuel müdahalesiyle yapılmaktadır. Amacımız minimum yüklenme ile maksimum esneme sağlamaktır. Miyofasyal ağrı sendromunun olduğu bölgeye göre çeşitli aletler kullanılabilir. Miyofasyal gevşetme terapisinin yanında hastanın durumuna göre sıcak-soğuk uygulamalar, germe egzersizleri, osteopati ve fizik tedavi yöntemi bunlara ek olarak uygulanabilmektedir.

  • Öncelikli olarak çeşitli değerlendirmeler sonucunda asıl hasarlı bölge terapist tarafından tespit edilir.
  • Ağrı seviyesi terapist tarafından değerlendirilip tespiti sağlanır.
  • Hareket kısıtlılığının, sertliğin derecesi bulunup ona göre tedavi planı oluşturulur.
  • Tedavi haftada 2-3 kez olacak şekilde uygulanır haftalar veya aylar sürebilir, bu tedavi süresi hastanın durumuna bağlı olarak değişkenlik göstermektedir.
  • 45dk-1 saat arası süren seanslar uygulanabilir bölgesine göre değişkenlik göstermektedir.

 

Miyofasyal Gevşetme Nedir 2

Miyofasyal gevşeme terapisinin faydaları nelerdir?

  • Fasyaların hastalık sonucu oluşturduğu yapışıklıkları düzenlemeye yarar.
  • Oluşan yapışıklıkların gevşemesini ve ağrının giderilmesini sağlar.
  • Fasya sisteminin iltihap içeren hasarlı bölgelerini iyileştirmeye yardımcı olur.

 

Miyofasyal gevşetme tedavisi sorunlu bölgede spazma giren (kasılı kalan) kaslar ağrıya sebep olur. Bu durum da fasyalar aracılığıyla dalgalar halinde yayılarak vücudun başka bölgelerinde de hissedilmeye yüz tutar. Bu sebepten dolayı miyofasyal gevşetme tedavisi mutlaka geciktirilmeden uygulanmalıdır.

 

Miyofasyal gevşetme tedavisi kimlere yapılır?

  • Bel fıtığı ağrısı
  • Boyun fıtığı ağrısı
  • Ameliyat sonraları skar doku bölgelerine
  • Diz kireçlenmesi
  • Duruş bozuklukları (kamburluk gibi)
  • Boyun düzleşmesi
  • Skolyoz
  • Fibromiyalji
  • Kas yaralanmaları
  • Kartal tünel sendromu
  • Sinir sıkışmaları
  • Migren
  • Fiziksel travmalar

 

Miyofasyal gevşetme tedavisi kimlere yapılmamalı?

  • Kanser hastalarına
  • Enfeksiyonlu bölgeye
  • Gebeliğin ilk 2-3 aylık döneminde
  • Ateşin yüksek olduğu durumlarda
  • Romboid artrit akut döneminde
  • Diyabetin ileri seviyelerinde
  • Osteoporozun ileri seviyelerinde
  • Kırık tam iyileşmediyse
  • Anevrizma

 

Miyofasyal gevşetme tedavisi nasıl uygulanır?

 

Tedavi sırasında başlangıç olarak sırtüstü yatırılırsınız ki vücudunuz ve zihninizde bir rahatlama gerçekleşsin sonrasında ise yüzüstü, sırtüstü, yan yatış ve oturma gibi pozisyonlar olabilir. Sonrasında daha önce de bahsettiğimiz gibi fizyoterapist veya osteopatın manuel olarak ağrılı bölgeden hafif baskılarla başlanabilir. Manuel yani el ile uygulanan bu tedavi tekniği ile fasyaların akışkanlığında ve hareketliliğinde artış, ağrıda ciddi azalma ve eklemlerimizin hareket açısında artma meydana gelir.

 

Miyofasyal gevşetme tedavisi fizik tedavi ve osteopati ile birlikte uygulandığı zaman hastalıklarda daha hızlı bir iyileşme ve günlük yaşam kalitesine dönüş sürecinde azalma gerçekleşir.

 

Foamroller nedir? Miyofasyal gevşeme üzerine etkisi nedir? Nasıl uygulanır?

Silindir şeklinde olan çeşitli egzersizlerde ve miyofasyal gevşetme tekniklerinde kullanılan bir alettir. Miyofasyal ağrı sendromunun olduğu bölgeyle sabit bir düzlem arasında hareket ettirerek uygulanan bir yöntemdir. Foamroller ile kasa uyguladığımız basınç sonucu fasyada bulunan çeşitli reseptörleri (mekanoreseptörler) uyararak merkezi sinir sisteminin kasta gevşeme oluşturmasını sağlar.

 

 

WhatsApp icon

WhatsApp iletişim için tıklayınız.

 


faysa-nedir.jpg

31 Mart 2022 Fizik Tedavi

Fasya Nedir?

FASYALARLA TANIŞALIM

Fasya, derinin altında bulunan ve bağ doku liflerinden oluşan yapıdır. Vücudumuzda bulunan her türlü sistem ile ağ gibi olan yapısı sayesinde bağlantısı mevcuttur. Latincede “bant” anlamına gelen fasyalar aslında bir su sistemidir. Vücudumuz da %65 sudan oluşur. Fasyalarımız da içinde bulundurduğu hiyalüronik asit içeriğiyle vücudumuzdaki suyu jelimsi maddeye dönüştürüyor. Fasyalar az biliniyor olmasına karşın hayati önemi çok fazladır. Fasyalar vücuttaki yapıların ve sistemlerin bir arada tutulmasını sağlayan ve düzenlenmesini sağlayan tek yapıdır. Fasyalarımızın olmaması halinde kaslar ve organlar sadece yumuşak bir yığıntı halini alır ve kemikler parçalanır.

Fasyaların özellikleri;

  • Absorbe edici
  • Düzenleyici
  • Toparlayıcı
  • İletici
  • Harekete karşı duyarlı

 

faysa-1

Fasyalar vücuda uygulanan pek çok darbeyi absorbe eder(emer). Yapılan en küçük harekette bile fasyaların ağ gibi yapısı sayesinde tüm vücut etkilenebilir.

Özellikle egzersiz sırasında hareketlerimiz kaslarımız tarafından değil, fasyalarımız tarafından absorbe edilirler. Egzersizler özellikle vücudun alacağı darbeleri absorbe edecek tarzda ve faslayarın düzenini koruyacak tarzda olmalıdır. Fasyalarınızda yapışıklık olduğu sürece ağrılar ve uzun süreli olunca hastalıklar ortaya çıkabilir.

Fasyalarda 100.000 sinir alıcı (reseptör) mevcuttur ve iletim hızı merkezi sinir sisteminden çok daha hızlı olduğu bulunmuştur.

 

Fasyaların görevleri nelerdir?

Her organı uygun yerde tutmaya yarayacak bağlantı noktalarını bir arada tutarak içsel bütünlüğü sağlar.

Hareketlerin üretimi, kontrolü ve koordinasyonu ile fizyolojik güçlerin yönlendirilmesi fasya sayesinde gerçekleşir.

Enfeksiyon varsa yayılmasına engel olur.

Sertliği önleyip hareketliliği sağlayarak kasların ve organların birbiri üzerinde kaymasını sağlamak.

Dışardan gelen herhangi bir travmayı absorbe edip gücü farklı yerlerde tutmak.

Ağrıyı iletmek

Duruşun düzenlenmesini sağlamak

Vital organları korumak(kemik, kıkırdak,yağ)

Enerji depolamak

 

Fasyalarımız olmasaydı zıpladığımızda tüm iç organlarımız birbirine girer veya yer değiştirirdi. Kaslarımız kemiklerimize hiç yapışmazdı.

Fasyalarımız ne kadar sağlıklı olursa o kadar esnek ve kaygan bir yapıda olur. Bahsettiğimiz gibi jel ile sıvı arasındaki dengenin korunmasını sağlar. Hiç sürtünme olmaksızın birbiri üzerinde hareket edebilir. Fasyalarımızın sağlıklı halinde içinden geçen damarlar, sinirler ve kaslar da o kadar sağlıklı hareketini sürdürür. Sağlıksız bir durumu varsa sert, sıkı, birbirine yapışan, hareketsiz bir yapıdadır. Fasyalarımız yiyip içtiklerimizden, hareketlerimizden ve hareketsizliğimizden, duygularımızdan anında etkilenir.

Vücudumuz bireysel kas ve uzantılardan oluşan bir sistemden ziyade tüm vücut miyofasyal gerinim sistemi olarak hareket etmektedir.

faysa-3faysa-4

 

Fasyaların sağlıksız bir yapıda olmasının sebepleri;

  • Sedanter yaşam tarzı (hareketsiz yaşam)
  • Sağlıksız beslenme
  • Zayıf kaslar
  • Duruş bozuklukları, kötü duruş
  • Uyku problemleri
  • Yorgunluk
  • Stres
  • Enfeksiyon
  • Az su içimi

 

Fasya sağlığınızı korumanız için yapabilecekleriniz

  • Egzersiz yapmak (kardiyo)
  • Bol su tüketimi
  • Mümkünse stresinizi azaltmak, uzak durmak
  • Sigara ve alkolden uzak durmak
  • Daha lifli gıdalar tüketmek
  • Sağlıklı beslenmek
  • Uyandığınızda 15dk esneme hareketleri yapmak
  • Sauna-hamam kullanımı
  • Enfeksiyon varsa onu azaltmaya yönelik tedavi alın
  • Yoga
  • Meditasyon

 

Her gece uyuduğumuzda fasyalarımızın üzerine örümcek ağı gibi daha fazla bağ doku eklenir ve hareketle bu yapışan, fazlalaşan dokular tekrar açılır ve düzene girer.

Yapılan araştırmalara göre; yapılan egzersizler sırasında kas kuvveti, fasyalara iletilir. Yani yapılan egzersiz sırasında, kas kasıldıkça lifler kalınlaşarak kası çevreleyen fasyal yapıların çap olarak genişlemesine ve dolayısıyla uzunluklarının azalmasına neden olur. Sonuç olarak yapılan egzersiz sırasında fasyaya önemli bir stres iletilir.

 

Düzenli hareket ile kasların etrafındaki fasyalar yapılanır, düzenlenir ve bu durum hareketi daha da kolaylaştırır. Uygulanan hafif germe hareketleri fasyalardaki fibroblast üretimini arttırır. Fibroblast hücreleri kollajen, hiyalüronik asit ve elastik üretiminden sorumludurlar bu da fasyayı sağlıklı kılacak formüllerdir. Fasyaları düzenlemek için yapılan germe egzersizlerinde kaslarda bölgesel olarak o hafif strese ve acıya biraz dayanmamız gerekir. Kemiklerde veya noktasal bir stres hissetmemeliyiz

 

Fasyal sistem iyi çalışmıyorsa; yani lifler birbiri üzerinde iyi kaymıyorsa, sadece fazla enerji harcamakla kalmaz aynı zamanda kas-iskelet sistemine binen stres olması gerekenden çok daha yüksektir. Dolayısıyla oluşan sorun üzerinde değil de yine aynı fasya üzerinde farklı bir yerde ağrı hissedilebilir. Bu yüzden terapistlerin yapması gereken genel olarak fasyalar üzerinde durmaktır

 

WhatsApp icon

WhatsApp iletişim için tıklayınız.

 


kadin-sagliginda-osteopati.jpeg

21 Mart 2022 Doğuma Hazırlık

Kadın Sağlığında Osteopati

Osteopati Nedir?

Osteopati, hastaların çeşitli manuel terapi (elle tedavi) yöntemleri uygulanarak herhangi bir ilaç veya cerrahi yönteme başvurulmadan tedavi edilmesine olanak sağlayan bir tıp dalıdır. Osteopatide, ilk olarak vücudun tamamının düzgün bir şekilde çalışmasında etkin rol oynayan omurga bölgesinde aşırı hassasiyet, güç kaybı veya zorlanmaya bağlı görülebilecek ağrı, sancı veya kişinin hareketlerini kısıtlayıcı fiziksel durumlar olup olmadığı incelenir. Daha sonrasında, en uygun manuel terapi yöntemi belirlenerek vakit kaybedilmeden tedaviye başlanır. Osteopatik manuel terapi (OMT); kas iskelet sistemi hastalıklarında konvansiyonel tedaviyi tamamlamak amacıyla sıkça kullanılan, önemli bir tedavi şeklidir. OMT bedeni bir bütün olarak değerlendiren, homeostatik mekanizmaları geliştiren, yapı ve fonksiyon ilişkilerini en üst düzeye çıkarmak için tanı ve tedavi stratejileri içeren bir yaklaşımdır.

Osteopatik manuel terapi; parietal, visseral ve kranial osteopati olmak üzere 3 sistem üzerinden etki gösterir.

Parietal Osteopati; Kas iskelet sisteminden kaynaklanan ağrı ve disfonksiyonların tedavisinde bölgesel olarak kullanılır.

Visseral osteopati; iç organ problemlerini tedavi ederek, bunların neden olduğu ağrı ve şikâyetleri ortadan kaldıran bir tedavi yaklaşımıdır.

Kranial osteopati; hassas ve hafif dokunuşlarla baş bölgesine yapılan osteopatik bir tedavi tipidir. Hastada var olan ağrı ve şikâyetlerin ortadan kaldırılmasına yardımcı olur.

Osteopati’nin Faydaları Nelerdir?

  • Kas-iskelet ağrısını azaltır, görevini yerine getiremeyen vücut sistemleri üzerindeki etkisini azaltır, solunum mekaniğini geliştirir, venöz ve lenfatik drenajı iyileştirir.
  • Osteopati; kişinin sorunlu eklemlerinin hareketliliğin geri kazandırılması, kaslarda oluşan gerginliğin azaltılması, kan akışının düzenlenmesi ve sinir sistemindeki baskının azaltılması gibi kişinin günlük hayatını etkileyebilecek durumların ortadan kaldırılmasını amaçlar.
  • Osteopati tedavisinde çeşitli bölgelere uygulanan özel teknikler sayesinde, kişi gündelik hareketlerini geri kazanabilir ve eski yaşam kalitesine yeniden kavuşabilir.
  • Osteopati, kişinin omurgasında veya kol bacak kemiklerinde herhangi bir anormallik olmadığı zaman vücudun hastalıklara karşı kendisini koruyabildiği, iskelet sisteminin yapısal bozukluklarında ise hastalıkların kolayca gelişebildiği görüşünü ileri sürmektedir.
  • Osteopati, sağlıklı yaşam tarzı değişikliklerini teşvik ederek kişilerin hastalıklardan korunmasına yardımcı olur.
  • Osteopati, diyet, egzersiz ve zinde vücuda önem vererek kişinin yaşam kalitesini arttırmayı hedeflemektedir.
  • Bel, boyun fıtıkları ve eklem ağrıları veya yaralanmaları için osteopatlardan tedavi alınabilmektedir.
  • Doğum travmaları gibi çocuksal sorunları ele almak için de osteopatik bir tedavi planı oluşturulabilir.
  • Denge ve duruş bozukluklarını düzeltmek, omurga ve leğen kemiği eklemlerine özellikle bel ve boyun ağrı sendromları mümkün olabildiği ölçüde fonksiyonunu yeniden kazandırmayı amaçlar.

Hamilelikte Osteopati:

Gebelik ile ilişkili bel ağrısı ya da sindirim problemleri gibi çeşitli rahatsızlıkları hafifletmek için de birçok osteopatik tedaviler uygulanabilir. Üreme çağındaki kadınlarda en sık görülen problemlerden biri olan Premenstrual Sendrom (adet/regl dönemi sendromu) , tekrarlayıcı, psikolojik, fiziksel, davranışsal belirtilerle ortaya çıkmaktadır. Kadınlar bu belirtileri azaltmak için, ilaçlı ve ilaçsız yöntemler kullanmaktadır. En sık kullanılan yöntemlerden birisi de Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamalarıdır. Kadınların, PMS döneminde (adet/regl döneminde)  kullanılan GETAT (geleneksel tamamlayıcı alternatif tıp)  yöntemleri ve bu yöntemlerin yararlılıkları konusunda bilgilendirilmesi önerilebilir.

Gebelik boyunca kadın vücudu, bebeğin gelişimine göre  sürekli  uyum sağlanan değişikliklere maruz kalır. Yapısal fiziksel değişiklikler bazen yapısal sıkıntılara ve rahatsızlıklara yol açıp, gebelik ve doğum sürecini etkileyebilir.

Yumuşak osteopatik  tedaviler  bu rahatsızlıkların  rahatlaması için kullanılır ve bu uygulamalar  konforu artırıp, gebelik sürecinin anne ve bebek için iyi geçmesini sağlar. Doğum sonrası  ise  annenin  fiziksel ve duygusal olarak dengesininn geri gelmesine yardımcı olur.

Osteopatik uygulamalar hamilelik süresince ve hamilelik sonrasında aşağıdaki semptomlara etkilidir.

Hamilelik Semptomları:

Yorgunluk

Uykusuzluk

Mide ekşimesi , hazım güçlüğü

Baş ağrıları

Ayak ve el şişmeleri, ödemler

Sırt ağrıları, kulunçlar

Kalça bölgesindeki ağrılar

Nefes darlığı

Büyüyen uterusu destekleyen dokuların gerilmesinden dolayı sıkıntı ve karınsal ağrı vs.

Hamilelik Sonrası Semptomlar:

Üriner stres inkontinans (idrar kaçırma) ya da öksürme, hapşırma ve gülme ile idrar kaçırma

Bel ağrıları ve sorunları

Kuyruk sokumu ağrısı

Pelvik ağrı

Sırt ağrısı

Emzirmeden dolayı boyun ve omuz problemleri vs.

Osteopatlar vücudunuza uygun koşulları sağlanmasında yardımcı olur. Vücuttaki rahatsızlıkları ve gerginlikleri sadece elleriyle ortadan kaldırarak sağlığın tekrar geri kazanılmasını sağlarlar.

“Osteopatik tedavi hamilelikte hormonal ve bazı değişikliğe bağlı gelişen bozuklukları düzelterek kişinin gündelik  yaşam kalitesini arttıran ve vücudun iç dengesini düzenleyen bir tedavi şeklidir. Sadece tek bir teknik üzerine yoğunlaşılmaz.. Her hastayı ayrı ayrı ve tek tek değerlendirerek uygun tedavi  yöntemini seçer. Özellikle gebelerde sert teknikler yerine daha nazik daha yumuşak yöntemler seçilir. Tek bir dokunuşla günlerdir çektiğiniz ağrıları ortadan kaldırabilen bir tedavi yöntemidir. Gebelere yapılan osteopatik tekniklerle

  • Doğum süreci hızlı geçer.
  • Doğum süreci daha kolay geçer
  • Doğum sorasında oluşabilecek rahatsızlıkların önüne geçer.

Gebelerde en sık görülen rahatsızlıklardan biri de bel ağrısıdır. Klasik fizyoterapi yöntemlerinin yanı sıra osteopatik tedavide birtakım yöntemler ile yumuşak doku mobilizasyonlar,ı, bel ve bacak seviyesinde yapılan özel gevşetme ve masaj teknikleriyle tedavi sağlanabiliyor. Gebelik döneminin hem anne hem bebek için olabilecek en yüksek seviyede konforlu geçebilmesi ve karşılaşılan daha birçok problemin teşhis ve tedavisi için mutlaka bir fizyoterapiste ve osteopata başvurun.

Hamilelik döneminde osteopati:

Osteopati; kadınlara siyatik, bel ağrısı ya da rahmin kasılmasından kaynaklı ağrılar gibi hamilelikten kaynaklanan sıkıntılarla baş etmeleri için yardım edebilir. Leğen kemiği çevresi kasları ve eklemleri rahatlatarak ve kalça kemiklerini açarak bedeni doğuma hazırlamak için de iyi bir yöntemdir. Bunu yapmak bu bölümlerin hareket kabiliyetini geliştirir ve doğum sırasında bebeğin kolay çıkışını sağlar. Ayrıca hormonal dengeyi sağlamaya da yardımcı olur ve vücudun emzirme sürecini rahat geçirmesini sağlar

Doğumdan sonra osteopati;

Osteopati yeniden sağlıklı bir vücut dengesine dönmek için hamilelikten kaynaklı rahatsızlıkları, değişen vücut sistemlerini düzelten iyi bir tedavi yöntemidir. Osteopatik yöntemler arasında sezaryen sonucu oluşan izler üzerine de çeşitli çalışmalar düzenlenebilir. Sonrasında da ortaya çıkabilecek rahatsızlıkların üzerine de çeşitli koruyucu tedaviler düzenleyerek riskleri ortadan kaldırır. Osteopati aynı zamanda sütü az gelen kadınlar için de hormonal sistem dengelenmesene katkıda bulunur.

Osteopati yenidoğan bebeklere nasıl yardım eder?

Osteopati tortikolis (çoğunlukla ağrılı kas spazmı ile ilişkilendirilen başın sürekli tek bir yana dönmesi durumu), kolik, uyku problemleri, plagiosefali (düz kafa sendromu olarak da bilinen, uzun süre sırt üstü yatmaktan kaynaklanan asimetrik düzleşme durumu), reflü, emme problemleri, kronik kulak ve boğaz enfeksiyonları gibi durumlarda bebeklere yardımcı olur.

 

WhatsApp icon

WhatsApp iletişim için tıklayınız.

 


osteoartrit.jpg

13 Mart 2022 Fizik Tedavi

Osteoartrit İçin Egzersiz ve Fizik Tedavi

Osteoartrit, dünya çapında milyonlarca insanı etkileyen artritin en yaygın şeklidir. Kemiklerin uçlarını yastıklayan koruyucu kıkırdak zamanla aşındığında oluşur. Osteoartrit, zamanla kötüleşen ve sıklıkla kronik ağrıya neden olan dejeneratif bir hastalıktır. Osteoartrit herhangi bir ekleme zarar verebildiği gibi, bozukluk en sık el, diz, kalça ve omurganızdaki eklemleri etkiler.   Eklem ağrısı ve sertliği, günlük işleri zorlaştıracak kadar şiddetli hale gelebilir.

Osteoartrit semptomları genellikle yavaş gelişir ve zamanla kötüleşir. Osteoartrit belirtileri ve semptomları şunları içerir:

  • Ağrı: Etkilenen eklemler hareket sırasında veya sonrasında zarar görebilir. Bu da bölgede ağrıya sebep olabilir.
  • Sertlik: Eklem sertliği en çok uyandıktan sonra veya hareketsiz kaldıktan sonra fark edilebilir. Gün içerisinde esnemelerle ve hareketlerle bu sertliği en aza indirebiliriz.
  • Hassasiyet: Ekleminize veya yakınına hafif basınç uyguladığınızda eklem bölgenizde hassasiyet hissedilebilir.
  • Esneklik kaybı: Ekleminizi tüm hareket aralığında hareket ettiremeyebilirsiniz.
  • Şişme: Bunun nedeni eklem çevresindeki yumuşak doku iltihabı olabilir.
  • Krepitasyon (çıtırtı sesi): Eklem hareketleri sırasında ses duyulması.

 

Bu gibi şikayetler zamanla ve yavaş yavaş ortaya çıkarak eklemin kullanımını ve gündelik yaşam kalitesini git gide kötüleştirir.

 

Osteoartrit riskinizi artırabilecek faktörler şunlardır:

  • Yaşlılık; Yaşla birlikte osteoartrit(kireçlenme) riski artar.
  • Cinsiyet; Menopoz döneminden sonra hormonal değişiklikler sonucunda kemik yapısındaki değişimler osteoartrit (kireçlenme) riskini arttırır.
  • Eklem yaralanmaları; Spor yaparken veya kaza sonucu meydana gelen yaralanmalar, osteoartrit riskini artırabilir. Yıllar önce meydana gelen ve görünüşte iyileşmiş olan yaralanmalar bile osteoartrit riskinizi artırabilir.
  • Eklem üzerinde tekrarlanan stres; İşiniz veya yaptığınız spor bir eklem üzerinde tekrarlayan stres yaratıyorsa, o eklem sonunda osteoartrit geliştirebilir.
  • Genetik; Bazı insanlar osteoartrit geliştirme eğilimini genlerinden alır.
  • Kemik deformiteleri; Bazı insanlar hatalı biçimlendirilmiş eklemler veya kusurlu kıkırdak ile doğarlar.
  • Bazı metabolik hastalıklar; Örneğin diyabet ve vücutta fazla biriken demir.

 

Eklemlerinizi korumak için ne gibi önlemler alınabilir?

  • Vücut farkındalığınızı hep koruyun ve dik durmaya çalışın. Dik duruş eklem sağlığı açısından en önemli pozisyondur.
  • Masa, tezgah gibi eşyalarınızın yüksekliklerini öne eğilmenize gerek kalmayacak şekilde ayarlayın.
  • Alçak sandalye yerine yüksek sandalye veya sallanan sandalye tercih edin.
  • Ağırlık kaldıracağınız zaman kaldıracağınız yükü kendinize en yakın pozisyondan alarak kendinize göre uyarlayabilirsiniz.
  • Yerden bir eşya alacağınız zaman hem dizlerden hem kalçadan eğilmeye özen gösterin.

 

Osteoartrit için tedavi yöntemleri nelerdir?

  • Osteoartrit için koruyucu önlemler; yaşam standartlarını daha iyi hale getirmek için yukarda bahsettiğimiz çeşitli önlemler alınabilir. Şikayetleri en aza indirebiliriz.
  • Fizik tedavi; Sistemik yan etkilerin hemen hemen hiç olmamasından kaynaklı olarak fizik tedavi osteoartrit yani kireçlenme için en çok tercih edilen tedavi yöntemlerinden biri olarak kabul edilir. Fizik tedaviyle birlikte eklemlerde oluşan sertlikler azalır, hareket limitasyonu en aza indirilir, ağrılar giderilir, ödem varsa giderilir, kaslar güçlendirilir ve tekrardan esnekliğine kavuşturulur.
  1. Egzersizin önemi; egzersiz hem eklem çevresi kaslarınızı kuvvetlendirir hem o kasların esnekliğini arttırır hem de o ekleme binen yükü en aza indirmeye yardımcı olur. Osteoartriti olan bireylerin yaşam kalitesini en yüksek seviyede tutmasına yardımcı olur. Eklem üzerindeki yükü ve gerilimi azaltmasına yardımcı olur.

Son yapılan araştırmalara göre osteoartritli bireylere en iyi gelen egzersiz türünün aerobik egzersiz olduğu söyleniyor. Önerilen egzersizler yürüme, bisiklet, statik bisiklet, yüzme, dans, havuz egzersizleri diğer egzersiz türlerine göre daha az eklem gerilimine maruz bırakırlar ve aynı zamanda kilo verimi için de uygun egzersizler oldukları için dize binen yükü iyice azaltırlar.

Suyun kaldırma kuvvetine bakacak olursak yüzme ve çeşitli su egzersizleri eklemlere en düşük gerilimi verecektir.

Her türlü egzersizin başında ısınmayla başlanmalı sonunda ise germe egzersizleriyle bitirilmelidir.

Mevcut durumunuza en uygun egzersiz reçetesini fizyoterapistiniz sizler için hazırlayacaktır.

  1. Sıcak-Soğuk uygulamaları:

Soğuk uygulamaları genellikle ödem ve ağrı kontrolü için uygulanır. Bölgedeki dolaşım bozukluğunu azaltmak için soğuk uygulama yapılabilir.

Sıcak uygulamaları ise egzersizden önce kasları gevşetme smacıyla uygulayabiliriz. Sıcak su torbaları, sıcak havlular ve sabah alınan sıcak suyla duş eklem katılığını açmaya birebirdir.

  1. Elektroterapi; Özellikle TENS ve US bölgedeki ağrı ve inflamasyonu azaltmaya yardımcı olur.
  2. Kaplıca tedavisi; Termomineral suların ve sıcak suyun uzun süreli uygulanması sonucu kaslarda ve eklem bağlarında gevşeme ve rahatlama sağlanır.
  • İlaç tedavisi: Sistemik ilaç tedavileri, eklem içi ilaç tedavileri ve eklem içi kortizon enjeksiyonu olmak üzere üçe ayrılır.
  1. Sistemik ilaç tedavisi olarak genel ağrı kesici ilaçlar kullanılabilir veya romatizma ilaçları
  2. Eklem içi ilaç tedavisi olarak bilinen eklem içi kayganlaştırıcı sıvı enjeksiyonları uygulandığında eklemler arasındaki sürtünmeyi azaltarak kıkırdak oluşumunu arttırdığı bilinmektedir. Kısa dönemde hiyalüronik asit hızlı bir ağrı kesici etki yaratmaz. Sıcaklık artışı, ödem, ağrı gibi reaksiyonlar gözlenebilir. Enjeksiyon sonrası 2 gün boyunca dize fazla yüklenmemenizde fayda vardır. Uzun dönem etkileri olarak hiyalüronik asit ağrı kesici ödem giderici olarak görev görür. 6-10 aya kadar etkisini sürdürebilir. Herkeste işe yaralayabilir.
  3. Kortizon uygulaması hafif ve orta düzey osteoartritli ekleme uygulanırsa ordaki kireçlenmeyi arttırabilir. 3’ten fazla uygulanması kemik erimesine yol açar. İleri düzeyde 2-3 kez uygulandığında geçici bir süreliğine ağrıyı giderdiği ortaya çıkmıştır.
  • Cerrahi uygulamalar

Hastalar medikal ve fizik tedaviye cevap vermemişlerse son çare olarak genellikle cerrahi uygulaması yapılır. Bunlar artroskobik tedavi, eklem yıkama, osteotomi, artroplasti diye ayrılmaktadır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

WhatsApp icon

WhatsApp iletişim için tıklayınız.

 

 


hamilelerde-bel-agrisi.png

3 Mart 2022 Fizik Tedavi

Hamilelerde Bel Ağrısı

Hamilelerde Bel Ağrısı için Kinezyobantlama

Gebelerde bel ağrısı genellikle gebeliğin orta dönemlerindeki aylarda yani 4. – 6. Aylar arasında başlar. Çünkü bel ağrısına neden olan temel nedenler bu aylarda yoğunlaşır. Bunlar şöyle sıralanmaktadır:
-Karın bölgesinin ağırlaşması ve vücudun ağırlık merkezini değiştirerek öne doğru çekmesi
– Kilo alımı
– Gebeliğe bağlı duruş bozuklukları
– Bu dönemde artan hormonlara bağlı olarak bel bölgesi eklem bağlarında gevşeme olması.

Bel ağrısına neden olan etkenler gebeliğin sonuna doğru daha fazla artacağı için son aylarda bel ağrısı biraz daha şiddetlenir. Buna rağmen gebeliğin ilk aylarında da hafif derecede bel ağrısı bazı anne adaylarında görülebilir. Eğer gebeliğin ilk aylarında bel ağrısı çok şiddetli ise bunun gebelik dışında bir sebebi (bel fıtığı gibi) olabileceği akla getirilmelidir ve bu yönde değerlendirme yapılmalıdır.

Gebeliğin genellikle 4.-6. aylarında görülen bel ağrıları, doğum sonrası büyük oranda geçtiği için; kadın doğum uzmanları tarafından gebeliğin kaçınılmaz bir şikayeti olarak görülür. Gebelikte fazla kilo alanlarda, omurga hastalığı olanlarda, çoğul gebeliklerde, önceden bel fıtığı olanlarda daha sık izlenir

Gebelikte relaksin, östrojen ve progesteron serum düzeylerinde artış gözlenir. Yüksek relaksin seviyesi eklem gevşemesine, östrojen de relaksinin etkisinin artmasına neden olarak bel ağrısının gelişmesine katkıda bulunabilir.
Büyüyen rahim, aort gibi büyük damarlarda basıya neden olup, iskemi ve metabolik bozukluk bel ağrısı yaratabilir.
Bunların yanı sıra iş ve psikolojik faktörler de belde ağrıya neden olabilir.
Kalça veya çevre kemiklerde geçici osteoporoz(özelikle D vitamini eksikliği olan gebelerde eksikliğin artmasına bağlı olarak kemiklerde yumuşama ve kırılmalar), kas zorlanmaları da ağrı nedeni olabilir.

Kinezyolojik bantlama

Kinezyolojik bantlama, günümüzde fizik tedavide oldukça yaygın kullanılan bir tedavi uygulamasıdır. Teknolojinin gelişmesiyle fizik tedavi çalışmalarında da yenilikler meydana gelmiştir. Kinezyolojik bantlama da bu tedavilerden biridir. Özellikle sporcu sağlığında çok sayıda faydası bulunmaktadır.

Kinezyolojik bantlama temelde eklem fonksiyonlarını artırmak, doku ya da eklemden kaynaklanan ağrıları azaltmak, kas ve yumuşak doku problemlerinin iyileşmesini desteklemek ve çok sayıda problemde iyileşmeyi hızlandırmak amaçlanır. Ortopedik rehabilitasyonda sıkça başvurulan bu yöntemle hızlı iyileşme ve yakınmalarda büyük oranda azalma meydana gelmektedir. Her gün çeşitli idman, aktivite ve egzersiz yapan ve vücutlarına zaman zaman ciddi yükleme yapan sporcuların sağlığında ciddi faydaları bulunmaktadır.

Elbette tüm fizik tedavi uygulamaları gibi kinezyolojik bantlama da alanında uzmanlaşmış fizyoterapistler tarafından uygulanmalıdır.

Kinezyolojik Bant Hangi Özelliklere Sahiptir?

Deri özellikleri taşıyan kinezyolojik bantlar oldukça esnek, elastik bir yapıdadırlar. Ağırlıkları oldukça hafiftir dolayısıyla bulundukları bölgede problem oluşturmazlar ve yapışkan yapıda olmalarıyla rahatlıkla ilgili bölgeye yapışarak konforsuz bir durum oluşumunu engellerler. Kimyasal madde içermediğinden ötürü alerjisi olan insanlarda dahi alerjik durumların oluştuğu gözlenmez ancak az da olsa alerji riski barındırabilir. Gözenekli bir yapıya sahiptir ve bu kapsamda cildin hava almasının önüne geçmez, taşıdığı cilt özelliğiyle ciltle bütünleşir ve deri altındaki yapıların desteklenmesine yardımcı olur.

Kinezyolojik bantlar klasik bant uygulamalarına oranla yapıştırıldığı bölgedeki vücut hareketliliğini kısıtlamaz, aksine ilgili bölgedeki doku, eklem alanlarını destekleyerek yaşanan ödem veya spazm sorununun giderilmesine olanak tanır. Bu özelliğinden ötürü vücudun doğal bir şekilde iyileşmesine ön ayak olur ve bu sebeple yaygınlaşan ve sıkça kullanılan bir fizik tedavi uygulaması haline gelmiştir. Hareketin sürdürülebilir olması demek, beraberinde dolaşım aktivitesinin sağlıklı bir şekilde devam etmesi demektir. Bu dolaşım ve hareket iş birliği ile ödem ve ağrılar azalır, performansta iyileşme görülür, zedelenmeler önlenir, ve doku iyileşmesi hızı yüksek oranda artar.

Kinezyolojik Bantlama Teknikleri

Kinezyolojik bantlama eğer bir kas aşırı kullanım ile çok uzun süre çalışmak durumunda kalır veya kapasitesinin üzerinde yüklenirse kas dokusunda küçük ya da büyük boyutlarda yaralanmalar oluşur. Neticesinde yangılı bir durum meydana gelir; ağrılı ve yangılı kaslar ödem nedeniyle şişerek yer aldıkları bölgede alanı daraltarak lenfatik akıma engel olur ve ayrıca cilt altında yer alan ve ağrı duyusunu yaratan sinir uçlarını da uyararak kişide ”ağrı ve rahatsızlık hissi” uyandırır.

Kinezyolojik bant, uygulandığında cildi yukarı kaldırıp deri ile kasların arasındaki boşluğu arttırmakta ve bölgede yaralanma sonucu oluşan baskıyı hafifletmektedir. Yaralanma bölgesindeki baskının azalması hem dolaşım ve hareketi arttırarak o bölgedeki yangının azalmasına, hem de deri altındaki sinir uçlarının serbestleşerek ağrı alıcılarının uyarılmasına engel olur ve sonuçta ağrısız hareket etme imkanı sağlanmış olur. Kinezyolojik bantlama tekniğinin temel amacı bu yolla ağrısız hareketi sağlamak ve iyileşmeyi hızlandırmaktır.

Özellikle hamilelerdeki bel ağrıları için yapılan çalışmalarda ise; bele uygulanan kinezyobantlama ile bel ağrılarının azaldığı hatta yok olduğu ortaya çıkmıştır.

Hamilelerde diğer tedavilere kıyasla bel ağrısının ve beldeki hareketlerin azalmasının önüne geçen kinezyobantlama uygulaması ile, bel çevresinde stabilizasyon(denge) ve sağlıklı duruş pozisyonunu sağladığı sonucuna varılmıştır.

 

WhatsApp icon

WhatsApp iletişim için tıklayınız.

 

 


fibromiyalji-sendromunda-egzersizin-onemi.jpg

3 Mart 2022 Fizik Tedavi

Fibromiyalji Sendromunda Egzersizin Önemi

Fibromiyalji sendromu(FMS), uyku düzensizliği, kasların yaygın ağrısı ve hassasiyeti, yorgunluk, halsizlik ve sabah tutukluğu ile seyreden; kronik yumuşak doku romatizmal ağrı sendromudur. Özellikle vücudun belli noktalarından aşırı hassasiyeti ile kendini belli eder. Toplumun yüzde 3-4’ünde görülen fibromiyalji sendromu (FMS) insanların yaşam kalitesini olumsuz etkilemektedir. Fibromiyalji Sendromu (FMS) romatizmal hastalıklar arasında en sık karşılaşılan hastalık türüdür ve kadınlarda erkeklere göre üç kat daha sık görülmektedir. Ancak yapılan araştırmalara göre son zamanlarda erkekler ile kadınlar arasında artık o kadar fark görülmemektedir. Ülkemizde yaklaşık 1,3 milyon fibromiyalji hastası olduğu ortaya çıktı ve git gide bu sayı hem ülkemizde hem dünyada daha da artmaktadır. Fibromiyalji hastalıklarının farklı hastalıklarla karıştırılma olasılığı çok yüksektir. Fibromiyalji hastalarının şikayetleri azalsa da bir süre sonra yeniden başlama riski çok fazladır. Fibromiyalji sendromu (FMS) tedavi edilmediğinde yaşam kalitesinde düşüş ve kas gücü kaybına neden olur.

Belirtileri Nelerdir?

  • Herhangi bir ağrıyı normalden daha fazla algılamak yani hassasiyette artma
  • Ağı yapmayacak olan uyarıcıları bile ağrı gibi hissetmek.
  • El ve ayaklarda karıncalanma hissi ve uyuşma
  • Kalpte Çarpıntı hissi ve çarpıntı
  • Egzersize karşı dirençsizlik, güçsüzlük
  • Kabızlık, ishal gibi sindirim sorunları
  • Depresyon hali
  • Hafıza sorunları
  • Sürekli yorgunluk hissi
  • Yorgun uyanma hissi
  • Anksiyete
  • Gözlerde kuruluk
  • Karında meydana gelen ağrılar
  • Uyku kalitesinde azalma
  • Konsantrasyonda azalma ve öğrenme güçlüğü
  • Kişiye göre değişen farklı bölgelerde ödem hassasiyeti
  • Hastaların bir kısmının eklemlerde aşırı hareketliliğe sahiptir.
  • Vücudun üst kısmı ile sınırlı olan kızarma eğilimi
  • Vücudun çift taraflı olmak üzere toplam 18 noktasında aşırı hassasiyet de bu hastalığın en belirgin özelliği sayılır.
  • Hastaların ruh hali genelde aşırı mükemmeliyetçi, titiz ve çabuk değişkenlik gösteren yapıdadır.
  • Bu insanların özellikle stresli zamanlarda ağrılarının daha da artması çok muhtemeldir.

Fibromiyaljinin (FMS) özellikle etkilediği 9 nokta

  • Başın arka kısmı
  • Boyun
  • Omuzlar
  • Dirsekler
  • Sırt
  • Bel
  • Kalçalar
  • Dizler
  • Ayak bilekleri

Fibromiyalji Sendromunun (FMS) Tedavisi

Fibromiyalji sendromlu kişilerde asıl amacımız yaşam kalitesini en yüksek seviyede tutmaya çalışmak ve yükseltmektir. Bunun için genellikle ilaç tedavisi ve fizik tedavi uygulanıyor.

Fizik tedavi ile yapılabilecekler şu şekildedir;

  • Azalan kas gücünü arttırmak için terapatik egzersiz reçetesi
  • Elektroterapi modaliteleri
  • Klinik masaj
  • Miyofasyal gevşeme teknikleri
  • Kuru iğneleme tekniği
  • Sıcak uygulamalar
  • Nefes egzersizleri
  • Mobilizasyon teknikleri
  • Manipülasyon teknikleri

Fibromiyalji Sendromunun Etkilerini En Aza İndirmek İçin

Fibromiyalji hayat kalitesini son derece olumsuz etkileyen bir rahatsızlık olduğundan dolayı Fibromiyaljinin (FMS) etkilerini en aza indirecek olan bazı hayat tarzı değişiklikleri şöyle sıralanabilir;

  • Kendini çok yormayacak kadar düzenli bir egzersiz programı hazırlayıp yapmak
  • Düzenli ve yeterli uyumak
  • Çay, kahve gibi uyku kalitesini bozabilecek içeceklerden kaçınmak
  • Stresli durum ve ortamlardan mümkün olduğunca uzak durmak
  • Sağlıklı beslenmek gerekirse diyetisyenle anlaşmak
  • Düzenli olarak fizik tedavi, masaj gibi uygulamalardan yararlanmak
  • Kendine bolca zaman ayırmak, sevdiği arkadaşlarla vakit geçirmek ve hoşlandığı hobiler edinmek gibi yaşam tarzı değişiklikleri oldukça etkili yöntemlerdir.

Fibromiyalji hastaları için egzersiz nasıl olmalıdır?

Fibromiyalji hastalarında farmakolojik tedavi dışında en iyi gelen tedavi yöntemi fizik tedavidir. Son zamanlarda yapılan araştırmalara göre; 6 ila 24 hafta, haftada 2-3 kez, ortalama 35 dakika süren ve düşük veya orta şiddette yapılan aerobik egzersizlerin kan dolaşımını arttırdığı için ağrılarda azalma ve giderilme olduğu gözlendi. Bu aerobik egzersizler arasında yüzme, koşma, dans, su egzersizleri, yürüme olabilir.

Önerilen bir diğer egzersiz yöntemi ise kas güçlendirme egzersizleridir, çünkü Fibromiyalji tanılı hastalarda kaslarda güçsüzlük meydana gelir. Bu nedenle 16 ila 21 hafta boyunca, 30-90dk arasında, haftada 2-3 kez yapılan direnç egzersizleri ağrıları azaltmada etkilidir.

Fibromiyalji tedavisi için kara egzersizlerinin yanı sıra su egzersizleri önerilmiştir. Suyun kaldırma kuvveti, yoğunluk, viskozite ve hidrostatik basınç gibi hidrodinamik özellikleri harekete direnç sağlayarak kasların güçlenmesine ve kas gevşemesine, düşük eklem etkisine ve daha iyi venöz dönüşe neden olur.

Sıcaklığı 28°C ila 34°C olarak ayarlanan suda 5 hafta ila 8 ay arası, haftada bir ila üç kez sıklıkta ve 30 ila 60 dakika arasında bir süre ile yapılan su içi egzersizlerin Fibromiyalji tedavisinde etkin bir rol oynadığı belirtildi.

Bunlar dışında yapılan masajlar ve elektroterapi modelitelerinin de etkili olduğu gözlendi.

 

WhatsApp icon

WhatsApp iletişim için tıklayınız.

 

 


© Copyright 2021 | Tüm Hakları Saklıdır. | Web Tasarım: Mustafa Berker